Editörden

Editörden

Hadis ve Siyer Araştırmaları ikinci sayısıyla yoluna devam ediyor.

Uzun bir hazırlık döneminden sonra ikinci sayımızla karşınızdayız. Bu sayımızın makaleleri, ağırlıklı olarak Türkiye’deki akademik siyer çalışmalarının niteliği meselesine yoğunlaşıyor. Türkiye’de siyerle ilgili çalışmaların neredeyse tamamının Hz. Peygamber’in “doğru anlaşılması” vurgusunu ön plâna çıkardığı söylenebilir. Esasen mesele, yalnız Hz. Peygamber’in değil de ilk iki yüzyılın doğru anlaşılması şeklinde ortaya koyulduğunda bir bakıma siyerin asıl işlevi de tebellür edecektir. Hz. Peygamber’le ilk hitap çevresinin irtibatını ve sahâbenin onun vefatının ardından attıkları adımları da siyerin genel kapsamında düşünmeye muhtaç olduğumuzu Hz. Peygamber’le aramızdaki mesafe arttıkça daha iyi anlıyoruz. Siyerin Hz. Peygamber’in hayatı ve savaşlarını tahkiyeden ibaret olmayıp, Hz. Peygamber ve sahâbenin müştereken inşa ettiği yaşama biçimi olduğu ve Hz. Peygamber’in sahâbeye öğrettiklerini bilmek kadar sahâbenin onu nasıl anlayıp takip ettiğini anlamının da önemli olduğunu her an hissediyoruz. Sahâbe ve müteakip nesillerin yeni meseleler karşısında sunduğu çözümlerle halka halka genişleyen diğer İslâmî ilimler ve siyerin irtibatının kurulmasının gerekliliği ortadadır. Hadis âlimlerinin merfûların yanı sıra mevkūf ve maktû rivâyetleri de musannef türü kitaplara dâhil etmesi bu açıdan bir kez daha anlam kazanmaktadır. Türkiye’de popüler ve akademik siyer çalışmalarının niteliği ve diğer ilim dalları ile irtibatı üzerinde durulmasını gerekliliğinin hayatî bir mesele olduğunu vurgulayarak sayımızı dikkatlerinize sunuyoruz.

Bu sayımızda da yazı çeşitliliğini sürdürüyoruz. Hakemli makalelerimiz, değerlendirme yazılarımız ve kitap değerlendirmelerinin yanı sıra klâsik bir metin tercümesine de yer verdik. “Beşerin En Hayırlısının Kısa Hayatı” ismini taşıyan çeviri, ihtiva ettiği bilgilerin otantikliğinden ziyade IV. (X.) yüzyıldan bir İslâm âliminin elinden çıkmış tarihî bir metin olarak önem arz etmektedir. Ayrıca Amerikalı İslâm araştırmacısı David S. Powers’ın iki kitabı hakkındaki değerlendirmeleri birbirini tamamlayıcı olması umuduysa birlikte yayımlıyoruz. Değerlendirme yazılarımız arasında yer alan ve Pakistanlı akademisyen Mubasher Hussain’in, eserleri Türkçeye de çevrilmiş Şiblî en-Nu‘manî (1857-1914) ve Ekrem Ziyâ el-Ömerî’nin siyer yazımına katkılarını ele alan çalışması ise modern dönemde siyer edebiyatının yazıldığı bağlamı tahlil etmeye de yardımcı olacaktır.
Son olarak yapıcı tenkit ve yönlendirmelerinizin dergimizi sahiplenmeniz anlamına geleceğini ve bizi mutlu edeceğini ifade ederek yeni sayımıza katkılarınızı beklediğimizi hatırlatıyoruz.
Fatma Kızıl